

Alanında uzman hekimleri ve sağlık merkezlerini hemen inceleyin, ücretsiz fiyat teklifi alın.
Göz yüzeyi, gözyaşı adı verilen ince bir sıvı tabakası ile sürekli nemli tutulur. Bu tabaka; gözü dış etkenlerden korur, enfeksiyon riskini azaltır ve net görmeyi sağlar. Gözyaşı miktarının azalması ya da gözyaşının normalden daha hızlı buharlaşması durumunda göz kuruluğu gelişebilir.
Her göz kırpma hareketinde gözyaşı tabakası göz yüzeyine eşit şekilde yayılır. Ancak bu mekanizma bozulduğunda göz yeterince nemlenemez ve çeşitli rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.
Göz kuruluğunun oluşmasında tek bir neden bulunmaz. Çoğu zaman birden fazla faktör birlikte etkili olur.
İlerleyen yaşla birlikte gözyaşı üretimi doğal olarak azalabilir. Özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerde göz kuruluğu daha sık görülmektedir.
Bilgisayar, telefon ve tablet kullanımında göz kırpma sayısı azalır. Bu durum gözyaşının daha hızlı buharlaşmasına neden olarak göz kuruluğu riskini artırır.
Özellikle gün içerisinde saatlerce ekran başında çalışan kişilerde bu sorun oldukça yaygındır.
Klimalı ortamlar, kaloriferli odalar, düşük nem oranı ve rüzgârlı hava gözyaşının buharlaşmasını hızlandırabilir.
Kontakt lenslerin uzun süre kullanılması göz yüzeyinin nem dengesini bozabilir. Uygun olmayan lens kullanımı veya hijyen kurallarına dikkat edilmemesi de göz kuruluğunu artırabilir.
Menopoz dönemi, gebelik ve bazı hormonal değişiklikler gözyaşı üretimini etkileyebilir. Bu nedenle kadınlarda göz kuruluğu erkeklere göre daha sık görülebilir.
Bazı sistemik hastalıklar gözyaşı bezlerini etkileyebilir.
Bunlar arasında:
yer almaktadır.
Bazı ilaçlar gözyaşı üretimini azaltabilir.
Örneğin:
İlaç kullanımına bağlı gelişen göz kuruluğunda doktor önerisi olmadan tedavi değiştirilmemelidir.
Göz kapaklarının tam kapanmaması veya göz kırpma fonksiyonunun bozulması göz yüzeyinin yeterince nemlenmesini engelleyebilir.
Belirtiler kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Hafif vakalarda zaman zaman rahatsızlık hissi oluşurken, ileri düzey göz kuruluğunda günlük yaşamı etkileyen şikâyetler görülebilir.
En sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:
İlginç olarak bazı kişilerde göz kuruluğuna rağmen aşırı sulanma görülebilir. Bu durum gözün tahrişe karşı refleks olarak daha fazla gözyaşı üretmeye çalışmasından kaynaklanabilir.
Bazı kişilerde göz kuruluğu gelişme riski daha yüksektir.
Risk grubunda bulunan kişiler şunlardır:
Göz kuruluğu tanısı göz hastalıkları uzmanı tarafından yapılan muayene ile konulur.
Muayene sırasında göz yüzeyi değerlendirilir ve gerek görüldüğünde gözyaşı miktarını ve kalitesini ölçen testler uygulanabilir. Ayrıca göz kapağı yapısı ve gözyaşı bezlerinin durumu da incelenir.
Şikâyetlerin ne zaman başladığı, hangi ortamlarda arttığı ve kullanılan ilaçlar da tanı sürecinde önem taşır.
Tedavi planı, göz kuruluğunun nedenine ve şiddetine göre belirlenir.
En sık uygulanan tedavi yöntemidir. Koruyucu madde içermeyen suni gözyaşı damlaları göz yüzeyinin nemlenmesine yardımcı olabilir.
Bazı hastalarda gözyaşının daha uzun süre göz yüzeyinde kalmasını sağlamak amacıyla gözyaşı kanallarına geçici veya kalıcı tıkaç uygulanabilir.
Göz yüzeyinde iltihaplanma bulunan hastalarda doktor gerekli görürse iltihap önleyici göz damlaları reçete edebilir.
Göz kuruluğuna neden olan sistemik bir hastalık varsa öncelikle bu durumun kontrol altına alınması gerekir.
Günlük yaşamda uygulanabilecek bazı önlemler göz kuruluğu şikâyetlerinin azalmasına yardımcı olabilir.
Tedavi edilmeyen göz kuruluğu zamanla göz yüzeyinde tahrişe neden olabilir. İleri vakalarda kornea üzerinde hasar gelişebilir ve görme kalitesi olumsuz etkilenebilir.
Sürekli batma, yanma ve bulanık görme şikâyetleri günlük yaşamı zorlaştırabilir. Bu nedenle belirtiler uzun süre devam ediyorsa göz hastalıkları uzmanına başvurulması önemlidir.
Göz kuruluğunu tamamen önlemek her zaman mümkün olmasa da bazı alışkanlıklar riski azaltabilir.
Aşağıdaki durumlarda göz hastalıkları uzmanına başvurmanız önerilir:
Erken tanı ve uygun tedavi ile göz kuruluğuna bağlı gelişebilecek komplikasyonların büyük ölçüde önüne geçilebilir.
Göz kuruluğu, günümüzde özellikle dijital ekran kullanımının artmasıyla birlikte daha sık karşılaşılan bir göz sağlığı sorunudur. Yaşlanma, çevresel faktörler, bazı hastalıklar ve kullanılan ilaçlar göz kuruluğunun gelişmesinde etkili olabilir. Gözlerde yanma, batma, kızarıklık ve bulanık görme gibi belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurulması önemlidir. Düzenli göz muayeneleri, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve uygun tedavi yöntemleri ile göz kuruluğu kontrol altına alınabilir ve göz sağlığı uzun vadede korunabilir.
Medibul.com üzerinde paylaşılan sağlık bilgileri, makaleler ve tıbbi rehberler tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi amacı taşımamaktadır. Sitemizdeki hiçbir içerik, doktor-hasta ilişkisi oluşturmaz ve profesyonel tıbbi danışmanlığın yerini alamaz. Sağlık sorunlarınız, tetkik sonuçlarınız ve tedavi yöntemleriniz için her zaman alanında uzman bir hekimin görüşüne başvurunuz.
