

Alanında uzman hekimleri ve sağlık merkezlerini hemen inceleyin, ücretsiz fiyat teklifi alın.
Check-up, kişinin herhangi bir belirgin şikâyeti bulunmasa bile genel sağlık durumunun değerlendirilmesini amaçlayan koruyucu sağlık uygulamasıdır.
Check-up yalnızca kan vermekten ibaret değildir. İyi planlanmış bir sağlık kontrolünde kişinin tıbbi geçmişi, aile öyküsü, kullandığı ilaçlar, sigara ve alkol kullanımı, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite düzeyi ve uyku düzeni gibi pek çok faktör değerlendirilir.
Boy, kilo, vücut kitle indeksi ve tansiyon ölçümü gibi temel kontroller de değerlendirmeye dahil edilir. Özellikle tansiyon ölçümü yetişkinlik döneminde önemlidir. USPSTF, 18 yaş üzerindeki yetişkinlerin yüksek tansiyon açısından taranmasını; 40 yaş üzerindekilerin ve risk grubundaki kişilerin ise daha düzenli değerlendirilmesini önermektedir.
Laboratuvar testleri ise kişinin yaşına ve risk faktörlerine göre bu değerlendirmenin bir parçası olarak planlanır.
Check-up sırasında istenebilecek testler kişiden kişiye değişmekle birlikte temel değerlendirmede doktor tarafından şu tetkikler düşünülebilir:
Tam kan sayımı (hemogram)
Açlık kan şekeri
HbA1c
Total kolesterol
LDL kolesterol
HDL kolesterol
Trigliserid
Kreatinin ve böbrek fonksiyon testleri
AST ve ALT gibi karaciğer enzimleri
Gerekli durumlarda tam idrar tahlili
Bu testlerin hepsinin her sağlıklı bireyde her yıl yapılması gerektiği anlamı çıkarılmamalıdır. Tetkik sıklığı kişinin önceki sonuçlarına, yaşına ve risk faktörlerine göre belirlenir.
Örneğin fazla kilolu veya obez 35-70 yaş arasındaki yetişkinlerde prediyabet ve Tip 2 diyabet taraması önerilmektedir. Bu değerlendirmede açlık kan şekeri veya HbA1c kullanılabilir.
TSH, ferritin, B12 veya D vitamini gibi testler de sık istenmekle birlikte bunların herkese rutin olarak yapılması şart değildir. Örneğin hiçbir şikâyeti olmayan yetişkinlerde rutin tiroid ve D vitamini taramasının faydası konusunda yeterli bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Bu testler kişinin belirtileri ve risk faktörleri doğrultusunda istenebilir.
30'lu yaşlar genellikle kişinin kendisini sağlıklı hissettiği ve sağlık kontrollerini ertelediği bir dönemdir. Ancak bu yıllarda edinilen alışkanlıklar ilerleyen yaşlardaki kalp-damar hastalıkları, diyabet ve metabolik hastalık riskini doğrudan etkileyebilir.
30 yaş check-up programında öncelikle genel sağlık durumu değerlendirilmelidir.
Bu yaş grubunda;
Tansiyon ölçümü
Boy, kilo ve vücut kitle indeksi hesaplaması
Bel çevresi değerlendirmesi
Kan şekeri
Kan yağları
Gerektiğinde hemogram
Böbrek ve karaciğer fonksiyonları
gibi temel kontroller yapılabilir.
Özellikle ailesinde erken yaşta kalp hastalığı, diyabet, yüksek kolesterol veya hipertansiyon bulunan kişilerin kontrollerini ihmal etmemesi önemlidir.
Diyabet yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkan bir hastalık değildir. Fazla kilo, hareketsiz yaşam, ailede diyabet öyküsü ve bazı metabolik hastalıklar riski artırabilir.
Uluslararası önerilerde fazla kilolu veya obez yetişkinlerde rutin diyabet taramasının 35 yaşından itibaren başlaması önerilmektedir. Aile öyküsü veya başka risk faktörleri bulunan kişilerde doktor daha erken değerlendirme isteyebilir.
Açlık kan şekeri ve HbA1c bu değerlendirmede en sık kullanılan testler arasındadır.
Türkiye'deki ulusal kanser tarama programında 30-65 yaş arasındaki kadınlara 5 yılda bir HPV-DNA testi uygulanmaktadır.
Bu nedenle 30 yaşına giren kadınların düzenli rahim ağzı kanseri taramalarını ihmal etmemesi önemlidir.
Ailesinde meme kanseri bulunan veya genetik açıdan yüksek risk taşıyan kadınlarda ise meme görüntülemelerine daha erken yaşlarda başlanması gerekebilir. Standart tarama programlarının dışında kalan yüksek riskli kişiler için takip programı doktor tarafından kişiye özel hazırlanır.
40'lı yaşlarla birlikte metabolik ve kalp-damar hastalıklarının görülme sıklığı artmaya başlar. Bu nedenle 40 yaş sonrası check-up kontrollerinde tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerleri daha fazla önem kazanır.
Bu yaş grubunda temel kan testlerinin yanı sıra kişinin kardiyovasküler risk faktörleri de değerlendirilmelidir.
Doktorun değerlendirmesine göre;
Hemogram
Açlık kan şekeri
HbA1c
Total kolesterol
LDL ve HDL kolesterol
Trigliserid
Kreatinin
Karaciğer fonksiyon testleri
Tansiyon ölçümü
Vücut kitle indeksi ve bel çevresi
kontrol edilebilir.
Özellikle sigara kullanımı, fazla kilo, hipertansiyon, diyabet veya ailede erken yaşta kalp krizi öyküsü varsa kalp-damar hastalığı açısından daha ayrıntılı bir risk değerlendirmesi yapılabilir.
40 yaş, kadınlarda meme kanseri taraması açısından önemli bir dönemdir.
Türkiye Sağlık Bakanlığı'nın toplum tabanlı kanser tarama programında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi önerilmektedir.
Bu yaklaşım güncel uluslararası tarama önerileriyle de genel olarak uyumludur. USPSTF, ortalama risk grubundaki kadınların 40-74 yaş arasında iki yılda bir mamografi yaptırmasını önermektedir.
Ancak anne, kız kardeş gibi birinci derece yakınlarında meme kanseri bulunan veya BRCA gibi yüksek riskli genetik özelliklere sahip kadınlarda tarama yaşı ve kullanılan yöntem farklı olabilir.
Türkiye'nin toplum tabanlı tarama programında kolorektal kanser taraması 50 yaşından itibaren başlatılmaktadır.
Bununla birlikte bazı uluslararası kılavuzlar başlangıç yaşını 45'e çekmiştir. USPSTF ve American Cancer Society, ortalama risk grubundaki yetişkinlerde kolorektal kanser taramasının 45 yaşından itibaren başlamasını önermektedir.
Bu nedenle özellikle 45 yaş sonrasında kişisel riskler doktorla değerlendirilerek uygun tarama yöntemine karar verilebilir.
Ailesinde kalın bağırsak kanseri veya ileri bağırsak polipi bulunan kişilerde taramanın daha erken başlaması gerekebilir.
50 yaş sonrasında koruyucu sağlık kontrollerinin önemi daha da artar. Kalp-damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon ve bazı kanser türlerinin görülme sıklığı yaşla birlikte yükselir.
Bu nedenle yalnızca kan tahlili yaptırmak yerine yaşa uygun tarama programlarının da uygulanması gerekir.
Kişinin sağlık durumuna göre;
Hemogram
Açlık kan şekeri
HbA1c
Total kolesterol
LDL ve HDL kolesterol
Trigliserid
Böbrek fonksiyon testleri
Karaciğer fonksiyon testleri
Gerekli durumlarda idrar tahlili
değerlendirilebilir.
Bunun yanında tansiyon, kilo ve bel çevresi kontrolleri sürdürülmelidir.
50 yaş üstünde yalnızca laboratuvar sonuçlarına odaklanmak yeterli değildir. Kanser taramaları ve kişinin yaşam tarzı da check-up'ın önemli bir bölümünü oluşturur.
Türkiye'de yürütülen ulusal tarama programında 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere iki yılda bir gaitada gizli kan testi uygulanmaktadır. Ayrıca belirli programlarda 10 yılda bir kolonoskopi önerilmektedir.
Uluslararası kılavuzlarda ise ortalama risk grubundaki kişilerin taramaya 45 yaşından itibaren başlaması önerilmektedir. Kullanılabilecek yöntemler arasında dışkı temelli testler ve kolonoskopi bulunmaktadır.
Dışkıda kan görülmesi, açıklanamayan kansızlık, bağırsak alışkanlıklarında belirgin değişiklik veya açıklanamayan kilo kaybı gibi şikâyetler varsa tarama yaşını beklemeden doktora başvurulmalıdır.
Erkeklerde yaşın ilerlemesiyle birlikte prostat hastalıklarının görülme olasılığı artar.
Prostat kanseri taramasında kullanılan PSA testi herkese otomatik olarak yapılması gereken basit bir check-up testi gibi değerlendirilmemelidir. Testin faydalarının yanında yanlış pozitif sonuç, gereksiz biyopsi ve aşırı tanı gibi olumsuz yönleri de bulunmaktadır.
USPSTF, 55-69 yaş arasındaki erkeklerde PSA ile prostat kanseri taraması kararının kişi ve doktor tarafından birlikte verilmesini önermektedir. 70 yaş ve üzerinde ise rutin PSA taramasını önermemektedir.
Ailesinde prostat kanseri bulunan kişilerde değerlendirme daha erken yaşlarda gündeme gelebilir.
Akciğer kanseri taraması her 50 yaş üzerindeki bireye uygulanmaz.
USPSTF, 50-80 yaş arasında, en az 20 paket-yıl sigara öyküsü bulunan ve halen sigara kullanan veya son 15 yıl içerisinde bırakmış kişilere yılda bir düşük doz akciğer tomografisi önermektedir.
Burada “paket-yıl”, günlük içilen paket sayısının sigara kullanılan yıl sayısıyla çarpılmasıyla hesaplanır. Örneğin günde bir paket sigaranın 20 yıl kullanılması 20 paket-yıl anlamına gelir.
Standart akciğer grafisi, yüksek riskli kişilerde düşük doz BT ile yapılan akciğer kanseri taramasının yerine geçmez.
Yaş ilerledikçe kemik yoğunluğunun azalması ve osteoporoz riski artabilir.
USPSTF'nin 2025 önerisine göre 65 yaş ve üzerindeki kadınlarda osteoporoz taraması yapılmalıdır. Menopoz sonrası dönemde olup 65 yaşın altında bulunan ancak osteoporoz açısından risk faktörleri taşıyan kadınlarda da kemik yoğunluğu değerlendirmesi daha erken gündeme gelebilir.
Kemik yoğunluğu ölçümünde en sık kullanılan yöntemlerden biri DEXA'dır.
Check-up paketlerinde Vitamin D, B12, ferritin ve tiroid testleriyle sık karşılaşılır. Ancak “check-up yaptıran herkes bu testleri mutlaka yaptırmalıdır” yaklaşımı doğru değildir.
Örneğin;
Sürekli yorgunluk,
Saç dökülmesi,
Kansızlık,
Beslenme bozukluğu,
Tiroid hastalığı öyküsü,
Emilim problemi,
Kemik hastalığı riski
gibi durumlarda doktor bu testleri isteyebilir.
Hiçbir şikâyeti veya risk faktörü olmayan kişilerde ise özellikle D vitamini ve tiroid testlerinin rutin tarama amacıyla yapılmasının yararına ilişkin bilimsel kanıtlar sınırlıdır.
Bu nedenle gereksiz test yaptırmak yerine doğru kişiye doğru tetkikin yapılması önemlidir.
CEA, CA 19-9, CA 15-3 ve CA-125 gibi tümör belirteçlerinin kan testinde ölçülebiliyor olması, bunların sağlıklı kişilerde genel kanser taraması amacıyla kullanılabileceği anlamına gelmez.
Kanser taramasında bilimsel olarak etkinliği gösterilmiş, yaş ve risk grubuna uygun yöntemler kullanılmalıdır.
Örneğin meme kanseri için mamografi, rahim ağzı kanseri için HPV testi ve kalın bağırsak kanseri için dışkı testleri veya kolonoskopi gibi yöntemler uygulanır.
Bu nedenle yalnızca tümör belirteçlerine bakılarak “kanser yok” veya “kanser var” şeklinde değerlendirme yapılması doğru değildir.
Genel sağlık değerlendirmesi, tansiyon, kilo ve vücut kitle indeksi ölçümü ile birlikte kişisel risklere göre kan şekeri ve kolesterol kontrolü yapılabilir. Kadınlarda Türkiye'deki tarama programına göre 30 yaşından itibaren HPV-DNA testi gündeme gelir.
Tansiyon, diyabet ve kalp-damar hastalığı açısından değerlendirme daha fazla önem kazanır. Kadınlarda 40 yaşından itibaren düzenli mamografi taraması başlar. 45 yaş civarında ise uluslararası kılavuzlara göre kalın bağırsak kanseri taraması gündeme gelir.
Metabolik ve kalp-damar risklerinin takibine devam edilir. Türkiye'deki tarama programında 50 yaşından itibaren gaitada gizli kan testi ile kalın bağırsak kanseri taraması başlar. Sigara öyküsü bulunan uygun kişilerde düşük doz akciğer tomografisi değerlendirilebilir. Erkeklerde prostat kanseri açısından PSA testi konusunda kişisel risk değerlendirmesi yapılabilir.
Check-up'ın herkes için yılda bir kez ve aynı kapsamda yapılması gerektiğine dair genel bir kural bulunmaz.
Sağlıklı ve düşük riskli genç bir yetişkinin kontrol sıklığı ile diyabet, hipertansiyon, obezite veya güçlü aile öyküsü bulunan bir kişinin kontrol sıklığı aynı olmayabilir.
Örneğin normal tansiyona sahip düşük riskli 18-39 yaş grubunda tansiyon kontrolü daha seyrek yapılabilirken, 40 yaş üzerinde veya hipertansiyon açısından risk taşıyan kişilerde yıllık değerlendirme önerilebilir.
Bu nedenle kontrol aralığını kişinin yaşı ve mevcut sağlık durumu belirlemelidir.
Laboratuvar sonuçlarının normal olması önemli olmakla birlikte kişinin tamamen sağlıklı olduğunun tek göstergesi değildir.
Check-up sırasında kan tahlilleri kadar;
Tansiyon,
Vücut ağırlığı,
Sigara kullanımı,
Beslenme,
Fiziksel aktivite,
Uyku düzeni,
Ailedeki hastalıklar,
Yaşa uygun kanser taramaları
da değerlendirilmelidir.
Ayrıca check-up, herhangi bir belirti olduğunda doktora başvurmanın alternatifi değildir. Göğüs ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı, dışkıda kan, memede kitle, uzun süren öksürük veya alışılmadık kanamalar gibi belirtiler varsa rutin kontrol zamanının gelmesi beklenmemelidir.
Yaşa göre check-up planlamasında temel amaç mümkün olduğunca fazla test yaptırmak değil, kişinin yaşına ve risklerine uygun doğru taramaları doğru zamanda yapmaktır.
30'lu yaşlarda tansiyon, kilo, kan şekeri ve metabolik risklerin değerlendirilmesi öne çıkarken; 40'lı yaşlarda kalp-damar riskleri ve kadınlarda meme kanseri taraması daha fazla önem kazanır. 50 yaş ve sonrasında ise kalın bağırsak kanseri başta olmak üzere yaşa uygun kanser taramaları, diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları açısından düzenli takip daha önemli hale gelir.
Check-up programı hazırlanırken yaş tek başına yeterli değildir. Aile öyküsü, sigara kullanımı, kilo, mevcut hastalıklar ve daha önceki tetkik sonuçları birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle gerekli testlerin ve kontrol sıklığının hekim tarafından kişiye özel belirlenmesi en doğru yaklaşımdır.
Bu içerik bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi amacı taşımaz. Kişisel sağlık durumunuza uygun tetkik ve taramalar için hekiminize başvurunuz.
Medibul.com üzerinde paylaşılan sağlık bilgileri, makaleler ve tıbbi rehberler tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi amacı taşımamaktadır. Sitemizdeki hiçbir içerik, doktor-hasta ilişkisi oluşturmaz ve profesyonel tıbbi danışmanlığın yerini alamaz. Sağlık sorunlarınız, tetkik sonuçlarınız ve tedavi yöntemleriniz için her zaman alanında uzman bir hekimin görüşüne başvurunuz.