.png&w=1920&q=75)
.png&w=1920&q=75)
Alanında uzman hekimleri ve sağlık merkezlerini hemen inceleyin, ücretsiz fiyat teklifi alın.
Radyasyon, enerjinin dalgalar veya parçacıklar halinde yayılmasıdır. Tıbbi görüntülemede özellikle iyonlaştırıcı radyasyon önem taşır.
X ışınları iyonlaştırıcı radyasyondur. Yeterince yüksek dozlarda hücre ve DNA üzerinde hasar oluşturabilecek enerjiye sahiptir.
Bu nedenle röntgen, mamografi, bilgisayarlı tomografi ve floroskopi gibi yöntemlerde radyasyon güvenliği önemlidir.
Buna karşılık MR güçlü manyetik alan ve radyo dalgalarını, ultrason ise ses dalgalarını kullanır. Bu iki yöntemde X ışını tipi iyonlaştırıcı radyasyon bulunmaz.
Radyolojik tetkiklerden alınan radyasyonu karşılaştırırken sık kullanılan birimlerden biri millisievert, yani mSv değeridir.
mSv, radyasyonun insan vücudu üzerindeki biyolojik etkisini yaklaşık olarak değerlendirmeye yardımcı olan bir ölçüdür.
Ancak bu değerlerin herkes için sabit olmadığını bilmek gerekir.
Aynı tetkikte alınan radyasyon miktarı;
Kullanılan cihazın teknolojisine,
Çekim protokolüne,
Görüntülenen bölgeye,
Hastanın kilosuna ve vücut yapısına,
Çekimin tek fazlı veya çok fazlı olmasına
göre değişebilir.
Bu nedenle radyasyon tablolarındaki değerler yaklaşık ortalamalar olarak değerlendirilmelidir.
Sık kullanılan bazı görüntüleme yöntemlerindeki yaklaşık radyasyon miktarları şu şekildedir:
El veya ayak röntgeni: 0,001 mSv’den az
DEXA kemik yoğunluğu ölçümü: yaklaşık 0,001 mSv
Diş röntgeni: yaklaşık 0,005 mSv
Panoramik diş röntgeni: yaklaşık 0,025 mSv
Akciğer röntgeni: yaklaşık 0,1 mSv
Dijital mamografi: yaklaşık 0,28 mSv
Bel omurgası röntgeni: yaklaşık 1,4 mSv
Düşük doz akciğer BT: yaklaşık 1,5 mSv
Beyin BT: yaklaşık 1,6 mSv
Akciğer BT: yaklaşık 6,1 mSv
Karın-pelvis BT: yaklaşık 7,7 mSv
Koroner BT anjiyografi: yaklaşık 8,7 mSv
Tüm vücut PET-BT: yaklaşık 22,7 mSv
Bu değerlerin ortalama bir yetişkin için yaklaşık rakamlar olduğu unutulmamalıdır. Aynı tetkik farklı cihazlarda veya farklı hastalarda farklı dozlarla gerçekleştirilebilir.
Akciğer röntgeni tıpta en sık kullanılan görüntüleme yöntemlerinden biridir.
Standart bir yetişkin akciğer röntgeninin yaklaşık etkin radyasyon dozu 0,1 mSv düzeyindedir.
Bu miktar yaklaşık 10 günlük doğal çevresel radyasyona denk kabul edilmektedir.
Akciğer röntgeni;
Zatürre,
Akciğer ödemi,
Bazı enfeksiyonlar,
Akciğer ve göğüs bölgesindeki çeşitli hastalıklar
hakkında hızlı bilgi sağlayabilir.
Bu nedenle gerekli bir akciğer grafisini yalnızca radyasyon korkusu nedeniyle ertelemek doğru değildir.
Diş röntgenlerinde kullanılan radyasyon miktarı genellikle oldukça düşüktür.
Tek bir diş röntgeninde yaklaşık 0,005 mSv, panoramik diş röntgeninde ise yaklaşık 0,025 mSv radyasyon alınabilir.
Panoramik diş röntgeninde tüm çene ve diş yapıları tek görüntü üzerinde değerlendirilebilir.
Diş tedavisi planlanırken veya gömülü diş, çene kemiği ve diğer yapıların değerlendirilmesi gerektiğinde röntgen çekilebilir.
Mamografi düşük doz X ışını kullanarak meme dokusunun görüntülenmesini sağlar.
Standart dijital tarama mamografisinde yaklaşık etkin doz 0,28 mSv civarındadır. Bu miktar yaklaşık bir aylık doğal çevresel radyasyona benzer düzeydedir.
Bu nedenle mamografinin radyasyon içermesi, gerekli taramanın yapılmaması gerektiği anlamına gelmez.
Evet, ancak kullanılan radyasyon miktarı oldukça düşüktür.
Kemik mineral yoğunluğunun ölçüldüğü DEXA incelemesinde yaklaşık etkin doz 0,001 mSv düzeyindedir.
Bu nedenle DEXA, özellikle osteoporoz değerlendirmesinde kullanılan oldukça düşük dozlu bir görüntüleme yöntemidir.
Bilgisayarlı tomografi, standart röntgene göre genellikle daha yüksek radyasyon dozu içerir.
Bunun nedeni BT cihazının vücut çevresinde dönerek çok sayıda X ışını görüntüsü oluşturması ve bu görüntüleri kesitsel görüntülere dönüştürmesidir.
Ancak tomografi standart röntgene göre çok daha ayrıntılı görüntüler sağlayabilir. Özellikle acil durumlarda kısa sürede önemli tanısal bilgiler elde edilmesine yardımcı olur.
Düşük doz akciğer BT özellikle uygun risk grubundaki kişilerde akciğer kanseri taramasında kullanılabilir.
Yaklaşık etkin doz 1,5 mSv civarındadır.
“Düşük doz” ifadesi radyasyon bulunmadığı anlamına gelmez. Standart akciğer tomografisine kıyasla daha düşük doz kullanıldığını ifade eder.
Standart akciğer BT’nin yaklaşık etkin dozu 6,1 mSv civarındadır.
Bu miktar yaklaşık iki yıllık doğal çevresel radyasyona benzer düzeydedir.
Akciğer BT;
Akciğer nodülleri,
Akciğer tümörleri,
Bazı enfeksiyonlar,
Göğüs travmaları,
Akciğer dokusundaki ayrıntılı değişiklikler
gibi durumlarda standart akciğer grafisine göre çok daha ayrıntılı bilgi verebilir.
Standart beyin BT incelemesinin yaklaşık etkin dozu 1,6 mSv civarındadır.
Kontrastlı ve kontrastsız görüntülerin birlikte alındığı bazı incelemelerde toplam doz daha yüksek olabilir.
Beyin BT özellikle;
Kafa travması,
Beyin kanaması,
Kafatası kırıkları,
Bazı acil nörolojik durumlar
için hızlı görüntü sağlaması nedeniyle önemli bir yöntemdir.
Karın-pelvis BT’de yaklaşık etkin doz 7,7 mSv civarındadır.
Kontrastlı ve kontrastsız görüntülerin birlikte alındığı veya farklı fazların kullanıldığı bazı protokollerde doz daha yüksek olabilir.
Karın tomografisi;
Apandisit,
İç kanama,
Böbrek taşı,
Organ yaralanmaları,
Bazı tümörler,
Akut karın hastalıkları
gibi pek çok durumda önemli bilgiler sağlayabilir.
Bu nedenle radyasyon miktarı, tetkikin sağlayacağı tanısal faydayla birlikte değerlendirilmelidir.
Kalp damarlarının bilgisayarlı tomografi ile görüntülendiği koroner BT anjiyografinin yaklaşık etkin dozu 8,7 mSv civarında olabilir.
Ancak koroner BT’deki radyasyon miktarı kullanılan cihaz teknolojisine, hastanın kalp hızına ve çekim protokolüne göre önemli ölçüde değişebilir.
Yeni nesil cihazlar ve doz azaltıcı tekniklerle bazı hastalarda daha düşük radyasyon dozlarıyla görüntü elde edilebilir.
Evet.
Klasik koroner anjiyografi sırasında damarların gerçek zamanlı olarak görüntülenebilmesi için floroskopi adı verilen X ışını yöntemi kullanılır.
Bu nedenle işlem sırasında iyonlaştırıcı radyasyon maruziyeti vardır.
Ancak klasik anjiyografi için herkese uygulanabilecek tek bir sabit mSv değeri vermek doğru değildir.
Radyasyon miktarı;
İşlemin süresine,
Hastanın anatomisine,
Damar yapısına,
İşlemin yalnızca tanısal mı yoksa tedavi amaçlı mı olduğuna
göre değişebilir.
Özellikle uzun süren ve karmaşık girişimlerde alınan radyasyon dozu artabilir.
PET-BT iki farklı görüntüleme yöntemini bir araya getirir.
PET bölümünde vücuda radyoaktif özellik taşıyan bir madde verilir. BT bölümünde ise X ışınları kullanılarak anatomik görüntüler elde edilir.
Bu nedenle PET-BT’de toplam radyasyon dozu diğer birçok görüntüleme yönteminden daha yüksek olabilir.
Tüm vücut PET-BT incelemesinde yaklaşık etkin doz 22,7 mSv düzeyinde olabilir. Ancak kullanılan protokole göre bu miktar değişebilir.
PET-BT özellikle kanserlerin;
Tanısı,
Evrelenmesi,
Tedaviye yanıtının değerlendirilmesi,
Hastalığın tekrar edip etmediğinin araştırılması
gibi durumlarda önemli bilgiler sağlayabilir.
Hayır.
Manyetik rezonans görüntüleme yani MR, X ışını kullanmaz.
Görüntü oluşturmak için güçlü manyetik alan ve radyo dalgalarından yararlanılır.
Bu nedenle MR’da röntgen ve tomografideki türden iyonlaştırıcı radyasyon bulunmaz.
Ancak bu durum MR’ın her zaman tomografinin yerine kullanılabileceği anlamına gelmez.
Örneğin akut travma, akciğer hastalıkları veya bazı acil durumlarda tomografi çok daha uygun olabilir.
Hayır.
Ultrasonografi görüntü oluşturmak için yüksek frekanslı ses dalgalarını kullanır.
Bu nedenle;
Karın ultrasonu,
Tiroid ultrasonu,
Meme ultrasonu,
Gebelik ultrasonu,
Doppler ultrason
iyonlaştırıcı radyasyon içermez.
Ultrason ve MR’ın radyasyon içermemesi önemli bir avantajdır ancak hangi görüntüleme yönteminin kullanılacağı araştırılan hastalığa göre belirlenmelidir.
Evet.
Radyasyon yalnızca hastanelerde karşılaşılan bir durum değildir.
İnsanlar günlük yaşamda;
Toprak ve kayalardan,
Uzaydan gelen kozmik ışınlardan,
Radon gazından,
Bazı besinlerden
doğal olarak radyasyon alır.
Bir kişinin doğal çevreden aldığı yıllık ortalama radyasyon yaklaşık 3 mSv civarındadır. Ancak bu miktar yaşanılan bölge, rakım ve çevresel koşullara göre değişebilir.
Bu nedenle tıbbi görüntüleme dozları bazen “kaç günlük veya kaç yıllık doğal radyasyona eşdeğer?” şeklinde anlatılır.
Bu konu sık yanlış anlaşılır.
Halk için belirtilen yıllık 1 mSv sınırı, planlı radyasyon kaynaklarından toplumun maruz kalabileceği ek radyasyon için kullanılan bir sınırdır.
Bu değer hastaların tıbbi olarak gerekli görüntülemelerden aldığı radyasyona doğrudan uygulanmaz.
Başka bir ifadeyle, “Bu yıl 1 mSv radyasyon aldım, artık tomografi çekilemem” şeklinde bir yaklaşım doğru değildir.
Tıbbi görüntülemelerde temel olarak iki konu değerlendirilir:
Tetkikin gerçekten gerekli olup olmadığı,
Gerekli görüntünün mümkün olan en düşük radyasyon dozu ile elde edilmesi.
Bu nedenle hastalar için her durumda uygulanacak sabit bir yıllık radyasyon limiti bulunmaz.
Herkes için geçerli “yılda en fazla şu kadar röntgen” veya “en fazla iki tomografi” gibi sabit bir sayı yoktur.
Çünkü her tetkikte alınan radyasyon miktarı farklıdır.
Örneğin;
El röntgeni 0,001 mSv’den az,
Akciğer röntgeni yaklaşık 0,1 mSv,
Akciğer BT yaklaşık 6,1 mSv
radyasyon içerebilir.
Dolayısıyla yalnızca çekim sayısına bakmak doğru değildir.
Tetkikin türü, alınan doz ve görüntülemenin tıbbi olarak gerekli olup olmadığı birlikte değerlendirilmelidir.
Tıbbi olarak gerekli olduğunda aynı yıl içerisinde birden fazla görüntüleme yapılabilir.
İyonlaştırıcı radyasyonun yüksek dozlarda kanser riskini artırabildiği bilinmektedir.
Tanısal görüntülemelerde ise asıl konu, uzun dönemde kanser riskinde oluşabilecek küçük artıştır.
Radyasyon dozu arttıkça bu risk de artabilir. Özellikle gereksiz ve tekrarlayan yüksek dozlu incelemelerden kaçınılması bu nedenle önemlidir.
Ancak gerekli bir tıbbi görüntülemenin sağlayacağı fayda çoğunlukla radyasyona bağlı küçük riskten daha yüksektir.
Bu nedenle “radyasyon tamamen zararsızdır” demek kadar “tomografi çok zararlıdır, kesinlikle çekilmemelidir” demek de doğru değildir.
Röntgen, mamografi ve bilgisayarlı tomografi sonrasında radyasyon vücutta kalmaz.
X ışınları yalnızca cihaz çalışırken vücuttan geçer. Çekim tamamlandığında kişi radyoaktif hale gelmez.
Bu nedenle röntgen veya tomografi sonrasında;
Çocuklardan uzak durmak,
Hamilelerden uzak durmak,
Süt içmek,
Duş almak,
Özel bir beslenme programı uygulamak
gerekmez.
PET-BT ve bazı nükleer tıp incelemelerinde ise vücuda radyoaktif madde verildiği için durum farklıdır. Bu işlemler sonrasında sağlık ekibi tarafından belirli süreler için özel öneriler verilebilir.
Evet.
Çocukların gelişmekte olan dokuları radyasyona yetişkinlere göre daha hassastır. Ayrıca önlerinde daha uzun bir yaşam süresi bulunduğu için radyasyonun uzun dönem etkileri açısından daha dikkatli olunması gerekir.
Bu nedenle çocuklarda görüntüleme yapılırken;
Tetkikin gerçekten gerekli olması,
Çocuğun vücut büyüklüğüne uygun cihaz ayarlarının kullanılması,
Gereksiz tekrarların önlenmesi
özellikle önemlidir.
Çocuk görüntülemelerinde amaç tanı için yeterli görüntüyü mümkün olan en düşük radyasyon dozu ile elde etmektir.
Hamilelik veya hamilelik ihtimali varsa radyasyon içeren bir görüntüleme öncesinde sağlık personeline mutlaka bilgi verilmelidir.
Ancak bu, gebelikte hiçbir koşulda röntgen veya tomografi yapılamayacağı anlamına gelmez.
Anne sağlığı açısından önemli ve acil bir durum varsa gerekli görüntüleme yapılabilir.
Mümkün olan durumlarda ultrason veya MR gibi iyonlaştırıcı radyasyon içermeyen yöntemler tercih edilebilir.
Özellikle karın ve pelvis bölgesini kapsayan incelemelerde gebelik durumu daha fazla önem taşır.
Radyasyon içeren görüntülemelerde temel yaklaşım gereksiz tetkikleri önlemek ve gerekli görüntülemeyi uygun dozla gerçekleştirmektir.
Hastalar da bazı noktalara dikkat ederek gereksiz tekrarları azaltabilir:
Daha önce yapılan görüntülemeleri doktorla paylaşmak,
Aynı bölgenin yakın zamanda çekilip çekilmediğini belirtmek,
Hamilelik ihtimali varsa sağlık personeline söylemek,
Önceki raporları ve görüntüleri mümkünse yanında bulundurmak,
Tetkikin neden istendiğini doktoruna sormak.
Böylece daha önce yapılmış ve hâlâ kullanılabilecek bir görüntülemenin gereksiz yere tekrarlanmasının önüne geçilebilir.
Tek bir cihaz için her durumda “en çok radyasyon veren budur” demek doğru değildir.
Genel olarak standart röntgenler düşük dozlu görüntülemelerdir.
Bilgisayarlı tomografi standart röntgene göre daha yüksek doz içerir.
Floroskopi ve girişimsel işlemlerde doz, işlemin süresine göre önemli ölçüde artabilir.
PET-BT’de ise hem nükleer tıp yöntemi hem de bilgisayarlı tomografi kullanıldığı için toplam radyasyon dozu daha yüksek olabilir.
MR ve ultrason ise iyonlaştırıcı radyasyon içermez.
Standart bir yetişkin akciğer röntgeninde yaklaşık 0,1 mSv radyasyon alınabilir. Bu miktar yaklaşık 10 günlük doğal çevresel radyasyona karşılık gelir.
Dijital tarama mamografisinin yaklaşık etkin dozu 0,28 mSv civarındadır.
Tomografi standart röntgenden daha yüksek radyasyon dozu içerir. Ancak gerçek miktar görüntülenen bölge ve kullanılan protokole göre değişir.
Örneğin beyin BT yaklaşık 1,6 mSv iken standart akciğer BT yaklaşık 6,1 mSv olabilir.
Tüm vücut PET-BT incelemesinde yaklaşık 22,7 mSv etkin doz alınabilir. Ancak kullanılan cihaz ve protokole göre bu miktar değişebilir.
Hayır. MR iyonlaştırıcı radyasyon kullanmaz. Güçlü manyetik alan ve radyo dalgalarından yararlanır.
Hayır. Ultrason ses dalgalarıyla görüntü oluşturur ve iyonlaştırıcı radyasyon içermez.
Sabit bir sayı yoktur. Hastalar için yıllık “en fazla şu kadar tomografi” şeklinde bir sınır kullanılmaz. Her tetkik tıbbi gereklilik ve alınacak radyasyon dozu açısından değerlendirilir.
Hayır. Tomografide kullanılan X ışınları yalnızca çekim sırasında vücuttan geçer ve sonrasında vücutta radyasyon kalmaz.
Hayır. Röntgen ve tomografi sonrasında radyasyonu vücuttan atmak için süt, yoğurt veya özel bir besin tüketmek gerekmez.
Radyolojik tetkiklerden alınan radyasyon miktarı kullanılan yönteme göre büyük ölçüde değişir.
Bir el veya ayak röntgeninde 0,001 mSv’den az, akciğer grafisinde yaklaşık 0,1 mSv, mamografide yaklaşık 0,28 mSv, düşük doz akciğer BT’de yaklaşık 1,5 mSv, standart akciğer BT’de yaklaşık 6,1 mSv ve tüm vücut PET-BT’de yaklaşık 22,7 mSv etkin doz alınabilir.
Bu rakamların ortalama değerler olduğu ve gerçek radyasyon dozunun kullanılan cihaz, hastanın vücut yapısı ve çekim protokolüne göre değişebileceği unutulmamalıdır.
MR ve ultrason ise iyonlaştırıcı radyasyon içermez.
Radyasyondan korunmanın amacı gerekli tetkiklerden kaçınmak değildir. Temel yaklaşım, gereksiz görüntülemelerin yapılmaması ve gerekli tetkikin tanı için yeterli olan en düşük radyasyon dozu ile gerçekleştirilmesidir.
Ayrıca halk için belirtilen yıllık 1 mSv radyasyon sınırı, hastaların tıbbi olarak gerekli görüntülemelerinden aldığı radyasyona doğrudan uygulanmaz. Hastalarda sabit bir yıllık limit yerine tetkikin tıbbi gerekliliği ve radyasyon dozunun mümkün olduğunca düşük tutulması esas alınır.
Bu içerik bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı veya tedavi yerine geçmez. Size önerilen radyolojik tetkikin gerekliliği ve olası radyasyon dozu hakkında doktorunuzdan veya radyoloji uzmanından bilgi alabilirsiniz.
Medibul.com üzerinde paylaşılan sağlık bilgileri, makaleler ve tıbbi rehberler tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi amacı taşımamaktadır. Sitemizdeki hiçbir içerik, doktor-hasta ilişkisi oluşturmaz ve profesyonel tıbbi danışmanlığın yerini alamaz. Sağlık sorunlarınız, tetkik sonuçlarınız ve tedavi yöntemleriniz için her zaman alanında uzman bir hekimin görüşüne başvurunuz.